Ocean Balık Yağı / Omega 3 / Balık mı, balık yağı takviyesi mi?

Balık mı, balık yağı takviyesi mi?




Son dönemlerde hemen hemen her sağlık köşesinde karşımıza çıkan balık yağının sağlıklı yaşam için taşıdığı önem artık hepimiz tarafından biliniyor. Kalp-damar sağlığından tutun da; beyin, göz ve sinir sistemi gelişimi, sağlıklı büyüme ve gelişimine desteği, inflamasyon ve bağışıklık sistemine olan katkılarından ötürü sıklıkla tercih ediliyor.

Sağlığımız açısından önemi büyük olan doymamış yağ asitlerinden, koyu yeşil sebzeler, ceviz, keten tohumu ve balıkta yüksek oranlarda bulunan omega 3 yağ asitleri vücudumuz tarafından sentezlenmiyor. Birçok sağlık fonksiyonunun yerine getirilmesinde önemi olan ve hücrelerimizin yapısına katılarak faaliyet gösteren bu yağ asitlerinin günlük diyetle düzenli olarak alınması gerekiyor.

En önemli omega 3 yağ asitleri a-linolenik asit (ALA), eikozapentaenoik asit (EPA) ve dokosaheksaenoik asit (DHA)’tir. Omega 3 açısından zengin planktonlar balıkların ana besin maddesini oluşturması nedeniyle en önemli EPA ve DHA kaynağı balıklardır.

Öyleyse esansiyel olan bu yağ asitleri nasıl ve hangi kaynaktan alınmalıdır?

Birçok sağlık çevresince kaynağına güvenilir omega 3 preparatları tercih edilirken, diğer yandan direkt balık tüketmenin de sağlıklı olduğu kabul ediliyor. Peki doğrusu nedir?

Beslenme Tarzımız
Beslenme tarzımız sağlığımızla yakından ilişkilidir. Tüketmiş olduğumuz gıdaların metabolize olup hücrelerin yapısına geçmesiyle birlikte, bu besinlerin yapı taşı maddeler görevlerini yerine getirmeye başlarlar. Esansiyel yağ asitleri olan omega 3 ve omega 6 yağ asitleri de günlük diyetle alınarak birçok fonksiyonu yerine getirmekle görevlidirler. Vücudumuzda belli bir denge halinde bulunması gereken bu yağ asitleri ne yazık ki son 50-100 yılda değişen beslenme alışkanlıklarımız nedeniyle omega 6 lehine yükselişe geçmiştir. Ayçiçek ve mısır yağının fazla tüketimi, rafine gıdaların sıkça tercih edilmesi nedeniyle bu oran gün geçtikçe kötüleşmektedir. Bunun sonucunda da, belirli bir dengedeyken sağlık için gerekli olan omaga 6 yağ asitleri hücre zarında aşırı (30-50 kat) yükselmeye başlamakta ve birçok kronik hastalığa neden olmaktadır. Hipertansiyon, trigliserid yüksekliği, enflamatuar hastalıklar vb. örnek gösterilebilir. Böyle bir durumda tedaviye destek olması amacıyla ilk yapılması gereken beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilip omega 3-omega 6 dengesinin sağlanmasıdır. Uluslararası sağlık otoriteleri, sağlıklı kişilerin haftada en az iki kez yağlı balık tüketmelerini ya da bahsi geçen hastalıklardan korunma amaçlı günde en az 1000 mg omega 3 alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Gerek beslenme alışkanlıklarından kaynaklı omega 3 eksikliği, gerekse de hastalıklardan korunmada ve tedaviye desteğinde belirli oranların üzerinde omega 3 desteği alınması önem taşımaktadır. Bu oranların sadece balık tüketerek alınması mümkün olamayabilir. Çünkü balıkların omega 3 içeriğini etkileyen birçok etmen bulunmaktadır.

Balığın türü ve kaynağı
Balıkların içerdikleri omega 3 değerleri türlere göre farklılık göstermektedir. Yapılan araştırmalarda; tatlı su ve tuzlu su balıkları karşılaştırıldığında, tuzlu su balıklarının tatlı su balıklarından daha yüksek omega 3 içerdiği tespit edilmiştir. Doğal ve kültür ortamında yetişen balıklar mukayese edildiğinde kültür balıklarının doğal yetişen balıklara kıyasla oldukça düşük omega 3 içeriğine sahip olduğu görülmüştür. Günümüzde birçok balık türü, özellikle levrek ve çipura- çiftlik ortamında yetiştirilerek satışa sunulmaktadır. Bunun yanı sıra, TÜİK tarafından 2012 yılında yapılan bir araştırmada Türkiye’nin, ülkelere göre avlanan su ürünleri miktarının yer aldığı bir listede oldukça gerilerde kaldığı görülmektedir. Bu bilgi de dikkate alındığında, özellikle bir hastalığın tedavisine destek amaçlı, direkt balık tüketimi ile alınan omega 3’ün yeterli olamayacağı görülmektedir.

Balığın pişirilmesi ve saklanması
Yapılan bir araştırmada konserve tekniği ile saklanan balıklarda ya da kızartılarak pişirilen balıklarda omega 3 yönünden değişiklik olduğu gözlemlenmiştir. Kızartma yağının balıkların içerisine penetre olduğu ve su kaybının oluştuğu gözlemlenmiştir. Ayrıca bileşimindeki omega 3 yağ asitlerinde de azalma görülmüştür. Dumanlama, dondurma, salamura teknikleriyle muhafaza edilen balıkların yağ asidi değerlerinde de değişiklikler saptanmıştır.

Balıklardaki kontaminasyon
Balıklardaki kimyasal tehlike direkt olarak avlandığı suyun temizliği ile yakından ilişkilidir. Ağır metaller ve diğer kimyasal bulaşanlar (dioksinler, furanlar vb.) açısından kirli olan sularda yaşayan özellikle dip su balıklarında kontaminasyon yüksek oranlarda olabilmektedir. Hiçbir arındırma işleminden geçmeden sofralarımıza gelen bu besin maddeleri uzun dönemde sağlık açısından ciddi risk oluşturabilmektedir. Özellikle gebelik döneminde, çocukluk yaşlarında ya da otizm vb. kimyasallar açısından hassasiyetin arttığı dönemlerde alınan bu zararlı maddeler önemli sağlık problemlerine neden olabilmektedirler. Ülkemiz 3 yanı sularla çevrili ve balığa ulaşım açısından oldukça verimli. Ancak bahsetmiş olduğumuz birçok nedenden dolayı sağlıklı, kaliteli ve istenilen oranlarla omega 3 desteğine ulaşmak pek mümkün olmadığı zamanlarda güvenilir yüksek omega 3 içerikli preparatlar tercih edilmelidir. Önemli kuruluşlarca denetlenmiş (IFOS), saflığı ve kalitesi kanıtlanmış omega 3 preparatları sağlıklı yaşam için en önemli takviyeler arasında yer almaktadır.
Yazıyı Paylaş :
  
Etiketler :

"Balık mı, balık yağı takviyesi mi?" yazısına 1 yorum yapıldı
Pınar Özbeylioğlu   17.8.2017
Ocean şurup balık yağı takviyesinin yeterli olacağını söylemişti doktorumuz. Yaklaşık 2 yıldır hiç ara vermedik..

YORUM YAZIN
İsim
E-Posta
Yorum